İdil Tatari

Blog

Milla Jovovich – İdil Tatari Röportaj

No Comments

“Asla kavga başlatmam ama biri bana sataşırsa, mutlaka karşılığını veririm!”

Çok güzel, çok yetenekli ve çok tutkulu… Hayata zor başlamış. 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Ukrayna’dan Amerika’ya göçmüş. Annesi oyuncuymuş… Hollywood hayalleriyle gelmiş, ancak İngilizcesi iyi olmadığı için temizlik yaparak para kazanmış. Babası bir ara dolandırıcılıktan hapse girmiş. Çocukken okulda diğer çocuklar onunla çok uğraşmış. Zor bir çocukluğu olmuş, çok kavga etmiş. “Sırf bu yüzden kızıma tekvando öğrettim.” diyor.

Meşhur Hollywood yıldızı Milla Jovovich’ten bahsediyorum.O kadar şöhret ve zenginliğe rağmen ayakları yere sapasağlam basıyor. Tokalaşırken bile sıkı sıkı tutuyor elinizi, gözünüzün içine dikkatle bakıyor.

Bazen aklı karışıyor, bir hikaye anlatmaya başlıyor sonra “bunu neden anlattım bilmiyorum” deyip, başka bir konuya atlıyor. Arada kendisiyle dalga geçiyor. Dünyaca ünlü bir hollywood yıldızı ama şımarıklıktan eser yok.

Çok doğal… Makyaj yok, günlük hayatta sade giyinmeyi seviyor.

Aşırı kendine güvenli, ama bir o kadar da saygılı. Sorulan her soruya uzun uzun cevap veriyor. Çok esprili, bol bol gülüyor ama bir anda ciddileşiveriyor!

Başarıyı hafife almıyor, kendini diğer insanlardan üstün görmüyor. “Çok çalıştığım için başarılıyım” diyor!

Konu çocuklarına geldi mi gözleri bir başka parlıyor!

Benim tanıştığım en etkileyici kadınlardan biri. Sapasağlam!

İşte Milla Jovovich’le geçen hafta Londra’da, Toyota C-HR lansmanının ardından yaptığımız röportaj!

Oynadığın her rol seni değiştirir!

Mesleğin seni nasıl değiştirdi? Kendinle ilgili neler keşfettin?

Mesleğim süresince bir çok farklı karakteri oynadım ve bu bana empati kurmayı öğretti. Hayatı başkalarının gözünden görebiliyorum. Yine aynı sebepten dolayı merhamet duygum çok gelişti. Oyuncu olmanın en zorlayıcı tarafı, yargılamadan karakteri yaşayabilmek. Bu sizi daha toleranslı yapıyor. Gençliğimde tolere edemediğim bir çok insanı, artık edebiliyorum!

Aksiyon filmlerinde rol aldığım için fiziksel olarak çok güçlendim ve bu sayede kendimi çok güvenli hissediyorum. Yeni deneyimleri korkmadan yaşabiliyorum.

Kısacası daha güçlü ve daha kolay empati kurabilen biri oldum.

Geçmişe bakınca kendinle en çok gurur duyduğun an nedir?

Gurur duyduğum çok şey var aslında. 1981’de Amerika’ya herşeyi geride bırakarak geldik. Hem ben, hem de ailem çok çalıştık.  Ailecek çok zor günler geçirdik ama şu an dünyanın en başarılı oyuncularından biriyim. Aileme bakıyorum, çocuklarım çok iyi şartlarda büyüyor. Zor bir çocukluk geçirdim ancak çok iyi bir yere geldim. Aileme bakabildiğim için kendimle gurur duyuyorum.

Oynadığın karakterlerin en çok hangisininden etkilendin? Seni değiştiren oldu mu?

Tabi ki! Oynadığınız her karakter sizi değiştirir. Öğrendiğiniz bir şeyi unutmanız, gördüğünüz bir şeyi görmemeniz mümkün değil. Farklı bir bakış açısı deneyimlediğinizde, hayatınız sonsuza kadar değişiyor. İnsanlar sadece anlamadıkları şeylerden korkuyor. Oynadığım her karakter beni değiştirdi.

Sıkılmama izin vermiyorum!

11 yaşında çalışmaya başladın ve 30 sene sonra hala çok başarılısın. Dünya değişti, sektör değişti, sosyal medya hayatımıza girdi, herşey değişti! Ama sen zirvede kalmayı başardın. Sırrın ne?

Gerçekten çok uzun yıllar oldu! Sırrım, heyecan! Yaptığım işe karşı hala heyecan duyuyorum. Tutkuluyum! Asla sıkılmama izin vermiyorum, ya da sadece daha yaratıcı olmak için sıkılmama izin veriyorum. Kendimle çok ilgiliyim ve bence işin sırrı bu. Kendime güvenliyim ve yaptığım herşeyin en iyisini yapmaya çalışıyorum, ve inan bana çok çalışıyorum!

Kariyer  demişken, müziğe ilgin olduğunu biliyorum. Gençken çıkardığınız bir albümün bile var! Müzikle ilgili bir şey yapmayı düşünüyor musun?

Pek sanmıyorum, belki ileride… Şu an müzikle uğraşacak vaktim yok. Oyunculuk ve iki çocuk arasında bazı şeyleri bırakmak gerekiyor.

Gençken çok vaktim vardı! Bir de gençken daha melankoliktim,  ruh halim müziğe yansıyordu. Şimdi bir ailem var ve artık öyle hissetmiyorum. Mutluyum!

Ancak çok severek dinlediğim gruplar var.  Avustralyalı kimsenin bilmediği Mansionaire diye bir gruba bayılıyorum.  Menejerleri onları duyurmakta bu kadar başarısız olduğu için utanç duymalı!

Bir de SOHN’ı çok seviyorum hatta birlikte işbirlikleri de yaptık.

Kızım tam bir savaşçı!

Kızın da oyuncu oldu. Onu görünce ne hissediyorsun?

Çok gururluyum. Kızım bana çok benziyor. Küçükken okulda çok üstüme gelirlerdi, aynı şeyi yaşamasın diye onu çok güçlü yetiştirdim. Tekvando dersleri alıyor. Çok çalışkan ve tutkulu bir kız. Tam bir savaşçı! Eğer sıkı çalışırsa herşeye sahip olabileceğini söylüyorum ona.

Dün akşam dövüş sporları dersi vardı. Videolu arama üzerinden izledim. Yüzündeki hırsı, hareketleri doğru yapmak için gösterdiği çabayı görmeniz lazımdı. Çok yetenekli bir kız. Ve herşeyden önemlisi çok çalışmanın ne kadar ilham verici olduğunu biliyor.

“Her gün 10 dakika daha az youtube izle ve o sırada başarmak istediğin işe odaklan” diyorum. Dövüş dersi güzel geçtiğinde bana gelip “İyi ki çalışmışım, kendimle gurur duyuyorum ve çok mutluyum diyor!”

Peki sen formunu nasıl koruyorsun? Spor düzenin nedir?

Her gün 1 saat antreman yapıyorum. Maalesef 2 çocuk ve 40 yaşından sonra başka türlü olmuyor! Dans ve dövüş sporları gibi nabzı yükselten antrenmanları seçiyorum. Sağlıklı yemeğe özen gösteriyorum.

Peki dövüş sporlarını gerçek hayatta hiç kullandığın oldu mu?

İyi ki olmadı! Kızım yaşında bilseydim kesin kullanırdım, çünkü çocukken çok üstüme geldiler. Ama öğrendikten sonra hiç kullanmadım.

Mutfağı çok severim!

Peki yemek yapıyor musun?

Evet, yemek yapmayı çok seviyorum! Ayda 1-2 gün yemek yaparım, ama yapınca da tam yaparım. O gün evde herkes çok heyecanlı olur. Kızartmalarım meşhurdur. Ossobuco’yı çok güzel yaparım, eğer bir gün bana gelirsen bir daha başka yerde yemek istemezsin! Onun dışında evde taze makarna hazırlarız. Çok güzel bolonez sos yaparım, çocuklar çok sever.

Eşin yemek yapar mı?

Korkunç yemek yapar! Bir gün neredeyse beni öldürüyordu. Domatesli makarna yaptı, içine koydu bilmiyorum ama sabaha kadar hasta oldum! Onu mutfaktan mümkün oldukça uzak tutuyoruz.

 En sevdiğin mutfak?

Japon mutfağına aşığım.

Sosyal medya ile aran nasıl?

Bu devirde sosyal medya kullanmadan olmuyor ancak aşırı bir iş yükü! Bir de eskiden kendimizi yoğun zannederdik.

Sosyal medyada sana gelen en garip yorum nedir?

O kadar çok geliyor ki! Geçenlerde bir takipçim instagramdan “Seni çok seviyorum ve çok tanışmak istiyorum, ama param yok, bana bilet alır mısın?” diye sordu. Çok güldük!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 2 3 4 5